KOKUNUN KOZMETİKTEKİ ÖNEMİ VE ETKİNLİĞİ
Geri
     İnsanlar, bitkilere ait yağlardan zeytinyağı, ve hayvansal yağları kozmetikte kullanmışlardır.
     Bu sıvı ve hayvansal yağlar, çiçek gibi güzel kokularla beslenerek, balsam ve pomatlarla olduğu gibi kullanılmışlardır.
     Kozmetiklere de güzelleşmek ve sağlık amacıyla uygun kokular eklenerek, kozmetik maddelerinin kullanımı daha da cezbedici hale getirilmiştir.
     Güzel kokuların amacı, sadece parfüm ya da kolonyalardaki gibi olmayıp, kozmetiklerde uygun kokularla kullanım sırasında, kişisel cazibenin arttırılması amaçlanmaktadır. Parfümün çarpıcı etkisi asla inkar edilemez.
     Güzel kokuların diğer önemli rolleri de, maskeleme etkisidir. Yani kötü kokuları uzaklaştırıp, yerine güzel kokuları yaymaktır. Bir tüketici, ilk kez kozmetik ürünü açtığında koklar, vücuduna sürdüğünde, temel içgüdüsel olarak kokuyu test eder ki, maddenin emin ya da güvenilir olup olmadığını anlar.
     Bazı kozmetik içeriklerinde, hoşa gitmeyen kötü kokular var ise, parfüm katkısıyla parfümlerin maskeleyici özelliği ile, bunu kullanan kişilerin kendilerini daha rahat hissetmelerini sağlar.
     Kozmetik kabının içeriğinin dizaynında koku, temel karakteristiktir. Kullanıcıların deneyimleri, güzel bir kokunun daha cezbedici rol oynadığı gerçeğini ortaya koyar.
     Son yıllarda yapılan araştırmalarda, kokuların psikolojik etkileri göstermiştir ki, sadece diğer ürünlerin birbirinden bireysel imajlarının ayrılması önemli olmamakla beraber, vücut üzerinde etkisi ve kullanıcıların kendilerini daha iyi hissetmelerinde büyük etki payı olduğu gerçektir.
     Kozmetik ve parfümeri alanında, "Aromachology" terimi oluşmuştur. Bu deyim, parfümün geniş kullanım alanı ile ilgili bir bilimdir.
     İnsanlar güncel yaşamlarında, gerek düşünsel, gerekse fiziksel değişimlerin oluşturduğu, çok aşırı stres altındadırlar. Hormon dengeleri bozularak, metabolizmaları ters yönde etkilenerek, ciltleri pürüzlü hale gelebilir.
     Bu durumda kozmetikler, psikolojik dengenin oluşturulması düşüncesiyle, yaşlanmaya karşı engel olmak amacıyla, düşünülmüşlerdir.
     Kokular, sadece duygusal açıdan rahatlık hissetmeyi sağlamaz, aynı zamanda otonom sinir sistemi, endokrin ve bağışıklık sistemini de etkiler. Son yıllarda, kokuların tedavi edici özellikleri olduğu da ortaya konmuştur ve uygulama alanları çoktur.
     Sonuç olarak, parfümlerin ana görevi; vücut dengesinin sağlanmasında, kozmetikler gibi etkili ve kararlı sonuçlar ortaya koymaktır.
     Bununla beraber, parfümlerin bakteriostatik etkileri de yıllardır bilinmektedir. Bu nedenle, bir zamanlar parfümler anti-bakteriyel olarak kullanılmış ve koku tarlaları, bu amaca göre ekilmiştir. Çevreyle ilgili olarak parfüm hammaddelerinin, bakteriostatik ve kimyasal koruyucu özellikte kullanılmaları değerlendirilmektedir.