Kozmetiğin Tarihçesi
       Kozmetiğin tarihçesi: Çok eskilere,  Adem ve Havva'ya dayanır. Yani insanlığın doğuşu ile başlar. Bu da bize insanlarda güzellik, güzel olma, bakımlılık konusunun ne kadar önemli olduğunu, doğumla beraber başladığını gösterir. Kemik tarakla Havva saçlarını tarayarak, Ademe güzel görünmek istemiştir. Maden devrinde insanlar; levhaları cilalayıp ayna olarak kullanmışlar ve böylece güzellik tutkularını ortaya koymuşlardır.

     Kozmetik ve Makyaj Mısır'da doğmuştur. Firavunların çeşitli kokulu yağlarla yağlanarak,bal, süt, parfüm kokulu mücevherlerle süslenip, mumyalanarak, yanlarına da ayna konularak gömüldüklerini ve ruhun bedende kaldığını açıklayan tarih bilginleri, kozmetiğin daha M.Ö. ki yıllarda, insanlar için önemini ortaya koyar.

     Mistik özelliği olan koku; Doğu kültürünün bir ürünüdür ve daha sonra batıya yayılmıştır. Doğu insanının, tanrıları mutlu etmek için; kokulu çubuklarla, odunlarla dinsel ayinler düzenleyip, terapetik, mitolojik uygulamalarla, ruhların bu güzel kokular içinde, daha iyi dinlenebileceyi düşüncesini ortaya koymuşlardır.

     Truvalı Helen güzelliğini ve çekiciliğini, büyücünün ona verdiği güçlü kokuya borçludur. Onunla Paris'i büyülemiştir.

      Mısırlı kadınlar masaj yaparak, sağlıklı olmak yolunu seçmişlerdir. M.Ö. 1350'lerde yaşayan mısır kıraliçesi Nefertiti kaş ve gözlerini kömür, kükürt karşımı ile çizerek boyar, Kleopatra yüzüne maske yapar, bal, süt, yumurta karışımlarından oluşan bu maskeyi, bir süre sonra temizlerdi. Ayrıca çeşitli bitkilerle ve sütle banyo yaparak güzelleşmiştir.

     M.Ö.460 - 370'li yıllarda; Sokrates, bulduğu kozmetik formülü, tıbbi açıdan değerlendirmiştir.

     Papatya suyuyla pürüzleri gidermek, saç açmak, sütle portakal ve limon kabuğuyla ciltteki pürüzleri gidermek Romalı'ların buluşudur.

     Banyo Arap'ların buluşudur. Haçlı seferlerinde Avrupa banyoyla tanışmıştır. Uzak doğunun koku ve baharatları, ipek, taş ve takılarını öğrenmişlerdir.

     Rönesansla; Avrupa'da kozmetik alanında büyük gelişmeler olmuştur. Saçlar, gözler, banyo olayı ön plana çıkmıştır.

     XIV.Louis çıkarttığı yasa ile; kadınları güzellik konusunda yarattığı şekle sokarak, kazıtılmış kaş, kazınmış saçlar, boyalı kirpikler, küçük ve boyalı dudaklar, boynu ortaya çıkaran dekolteler ve sarı bukleli saçlarla, aynı tip kadınlar yaratmıştır.

     17.ci yüzyılda; pudralı, benli ciltler modadır. Peruk günün modasıdır. 18.ci yüzyılda; Parfümlü yelpaze ve mendiller, hanımların vazgeçemedikleri tutkularıdır. Kat kat sürülen pudra ve pembe yanaklarla, kimin sağlıklı, kimin sağlıksız olduğu anlaşılmadığı için, verem alabildiğine çağa damgasını vurmuştur. Açık tenin moda olduğu ve bu nedenle, güneşten yararlanılmadığı için hastalıklar alabildiğince artmıştır. Tıbbın öngördüğü ve din adamlarının da onayladığı banyo olayı, pahalı olması nedeniyle terkedilmiştir. Çünkü banyo o devirde sadece zenginlerin yararlanabileceği bir lükstür.

     1945'lerden sonra, kaşlar alınıp, saçlar kısalmış, gözler farlarla belirginleştirilmeye başlanmış, kırmızı renkli dudaklar ön plana geçmiştir. Amerika, Fransa, İngiltere, İtalya, Almanya gibi ülkelerde kozmetik kuruluşlar ve bunların dünyadaki şubeleriyle, kozmetik ürünler üretilmeye başlanmıştır. Kısa zamanda bu kuruluşlar sayısız hale gelmiştir. 21.yyılda kozmetik doruk noktasına ulaşmıştır.

     Ülkemizde de bir çok yabancı - yerli kozmetik kuruluşlar ve şubeleri vardır.

     Ayrıca bugün dünyanın bir çok ülkesinde kozmetikle ilgili fakulteler, yüksek okullar, kozmetik eğitimi yapan, devlet ve özel sektöre ait eğitim kurumları vardır. Bunlardan bir tanesi ve ülkemizde tek olanı; Kocaeli Üniversitesi Kozmetik Teknolojisi bölümü adı altında 1998'de açılan 2 yıllık bir önlisans bölümüdür.